LGBTQ+ Savunucusu Bir Annenin, Erkek Olduğuna Karar Veren Kızına Yaklaşımı

LGBTQ+ destekçisi anne, kendi kızı 11 yaşında aniden transseksüel olduğuna karar verdiğinde, uzun süredir sahip olduğu değerleri ve inançları sorgulamaya başlıyor.
LGBTQ+ Savunucusu Bir Annenin, Erkek Olduğuna Karar Veren Kızına Yaklaşımı


Geçmişte aşırı solcu biri olarak, trans aktivizminin ve kabulünün son zamanlarda yaygınlaşmasına pek kafa yormamış, “Ne güzel. Bir grup daha sivil haklarını elde ediyor” diye düşünüp geçmiştim. Yüzeysel, hatta sığ bir açıdan olaya bakıp geçmiştim. Çocukluğumda bu fenomeni daha önce hiç duymamışken, günümüzde neden bu kadar çok trans olduğunu söyleyen çocuk olduğunu belli belirsiz merak ediyordum, ancak artan görünürlüğün azalan damgalamadan kaynaklandığını varsayıyordum. Karmaşık sorunları ele almak için cinsiyet değiştirme prosedürlerinden önce titiz bir psikiyatrik değerlendirme yapılması gerektiğinden emindim. İnsanların oldukları gibi kabul edilmelerini kutladım. LGBTQ+ benim kabilemdi. Sosyal adalet benim dinimdi. Ne kadar da iddialıymışım.

Bundan iki yıl önce, kocamın ergenlik çağındaki yeğeni kendini dünyadan izole ettiği ve internete daldığı bir dönemden sonra trans olduğunu söylediğinde, bunu hiç düşünmeden kabul ettik ve çocuklarımıza onun artık bir erkek olduğunu ve yeni bir ismi olduğunu açıkladık. Açık fikirli olduğumuzu sanıyorduk, geniş ailemiz için kendimizi tebrik ettik safça.

11 yaşındaki kızım bana "sence kaç tane cinsiyet vardır?" diye sorduğunda cinsiyet kurgusu hakkında eleştirel düşünmesine sevinmiştim. Bana bazı sınıf arkadaşlarıyla birlikte okulda cinsiyetsiz zamirleri (İngilizcede ‘o’ zamiri cinsiyet belirtir. Bunu istemeyen kişiler bu zamirler yerine onlar anlamına gelen ve her iki cinsiyeti de kapsayan they zamirini kullanır) kullanmayı tercih ettiğini söylediğinde şaşırmış ama maalesef kabul etmiştim.

Kızım kendisinin "aslında bir erkek" olup olmadığını merak etmeye başladığında hiç irkilmedim, bunlar hep benim yetiştirme tarzımın sonuçlarıydı; başka ebeveynlerin böyle tepkiler vediğini sanmıyorum. Kızım tam bir erkek Fatmaydı. Cinsiyet yanılgısına da bu yüzden kapılmıştı muhtemelen. Transseksüel olmanın doğuştan geldiğine inanıyordum, bu yüzden bu fikri keşfetmesinin ona bir zararı olamazdı sanıyordum.

Yanılmışım. Hem de çok fena yanılmışım.

"LGBTQ+ benim kabilemdi. Sosyal adalet benim dinimdi. Ne kadar da iddialıymışım."

YouTube'da ergenlik çağında cinsiyet değiştirme videolarını saatlerce izledikten sonra, "ergenlik engelleyicilere" başlayıp başlayamayacağını sordu. Bunun ne olduğunu bilmiyordum. Ona cinsiyet hormonlarının yan etkilerle dolu olduğunu söyledim. O da bana "engelleyicilerin" güvenli olduğunu ve cinsiyet hormonu olmadığını söyledi. Biraz araştırma yapmam gerekiyordu.

İlk başta oldukça yaygın ve cinsiyet değişimini teşvik eden bilgiler buldum. Klinikler, destek grupları, forumlar ve terapistler… Hepsi de cesurca transseksüel olduğunu söyleyen çocukları ve onlar için mücadele eden kahraman ebeveynlerini kutluyordu. Kulağa çekici geliyordu. Standart protokole göre, çocuğa 11 veya 12 yaşından itibaren ergenliği baskılamak için endikasyon dışı kullanılan güçlü Lupron hormonu (ergenlik engelleyici) veriliyor ve ardından hala isteniyorsa 16 yaşında karşı cinsiyet hormonlarına başlanıyordu. Lupron iyi huylu ve geri döndürülebilir bir ilaç olarak tanımlanıyordu. Evet, internette kolaylıkla erişebildiğim bilgiler bunlardı. Bunları elbette çocuklar da okuyor ve siz aksi bir kanıt bulsanız da onların ilk öğrendiği şey bu oluyor.

Merak ettim. Yanlış bedende olduğunu hissetmek ne anlama geliyordu? Kızıma sordum, ama sadece "Kafam karışık", "Cinsiyet disforim (cinsiyetine dair hoşnutsuz olma hali) var" ve "Göğüslerimin büyümesinden nefret ediyorum" yanıtlarını aldım. Bu hislerin ergenlik dönemindekilerden ne farkı vardı? Hepimizin ergenlikte kafası karışmamış mıydı ve değişen bedenlerimizden rahatsızlık duymamış mıydık? Sadece ergendik ve zamanında hepimiz bu değişimleri garipsedik. Bir kadın bedeninin değişmesi başlangıçta korkutucu olabiliyor, bunu hepimiz biliyoruz. Bu erkek olduğumuz anlamına mı geliyor?

Daha fazla araştırma yaptığımda, insanların artık cinsiyet değiştirmeden önce yıllarca terapi görmeleri ve karşı cinsiyet olarak "tam zamanlı yaşamaları" gerekmediğini gördüm. Terapistler, 11 yaşında veya daha küçük yaşta trans olduğunu söyleyen çocukların tıbbi uygulamalara erişimini kolaylaştırıyordu. Çocuklara verilen Lupron'un kemik yoğunluğunu azalttığını (bu da erken yaşta kemik erimesi anlamına geliyor) ve Lupron verilen çocukların neredeyse %100'ünün sonradan karşı cinsiyet hormonlarına geçtiğini keşfettim. Bu da ergenlik engelleyicilerin kolayca “geri döndürülebilir” bir adım olmadığını gösteriyordu. Bu protokolden önce, araştırmalar cinsiyet disforik (cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayan) çocukların %70 ilâ 90'ının nihayetinde translık iddiasından "vazgeçtiğini" ve kendi cinsiyetlerinde mutlu olduklarını gösteriyordu. Tüyler ürpertici bir şekilde, Lupron'un ardından karşı cinsiyet hormonu kullanımının %100 oranında kalıcı kısırlığa yol açtığını keşfettim. Bunu göz göre göre kızıma nasıl yapacaktım?

Trans olduğunu söyleyen çocuklara önce ergenlik engelleyici ilaçlar, daha sonra karşı cinsiyet hormonları veriliyor.

20'li yaşlarındaki çocuksuz genç bir kadın, tüp ligasyonu (tüp bağlatma, yani bir çeşit kısırlaştırma ameliyatı) yapmayı kabul eden bir cerrah arayışına girebilir. Ancak burada endişe edilecek kocaman bir gerçek vardır: Bu kadar genç biri gelecekte ne isteyebileceğini bilemez! Ergenliğe girmemiş bir çocuk, hayatını değiştirecek bu tür kararlar almak için nasıl donanımlı olabilir?

Cinsiyet hormonları, tedavi amacıyla hormonla uyumlu cinsiyetteki bir yetişkine verildiğinde bile sayısız yan etkiye neden olur. Riskler arasında kalp hastalığı, felç ve kanser vardır. Ömür boyu karşı cinsiyet hormonu kullanımına ilişkin uzun vadeli çalışma ise yapılmamıştır. Hormon kullanımı kesilse bile bazı hasarlar kalıcıdır. Sağlıklı vücut parçalarının kesilip atılması ve hassas genital rekonstrüksiyon (cinsel organın karşı cinsiyetin organına benzetilmesi için yeniden yapılandırıldığı transseksüel ameliyatı) gibi cinsiyet cerrahisinin ciddi riskleri vardır. Üstelik sağlıklı vücut parçalarının alınması, tıbbi etik ilkelerini ihlal eder.

Sağlıklı bir gencin kalıcı bir tıbbi hasta haline geldiğini, pahalı ve tehlikeli hormonlara bağımlı olduğunu ve muhtemelen birçok ameliyat geçirdiğini düşündüğümde endişeleniyorum. Bunun sevgili çocuğumun başına gelme ihtimalini düşündüğümde ise dehşete kapılıyorum. Bu beni bağnaz veya transfobik biri yapmaz; yapsa bile kimin ne dediği umrumda bile değil. Böyle bir şeye nasıl göz yumabilirim? Trans aktivistlerden korkmuyorum. Çocuğumun sağlığı için korkuyorum.

Neden bu kadar çok sayıda kız çocuğu birdenbire kendini trans ilan etmeye başladı? Bunun kızlarda beden nefretinin en son tezahürü olduğunu düşünüyorum. Kızlar aşırı cinselleştirme ve kadın düşmanlığı kültüründe büyürken bedenlerinden rahatsızlık duyabiliyorlar. Ve ne yazık ki internet alemi tüm bunların çözümünün bir erkek olmak (!) olduğunu söylüyor. "Özgün benliğinizi" benimsediğinizde hayatınız muhteşem olacak(!).

Diğer ebeveynlerin hikayelerini okurken, kendi hikayemizin durmadan tekrarlandığını görüyorum: Genç bir kız internet alemine girer ve aniden aslında bir erkek olduğunu açıklar. Mutsuzluğunun nedeninin gerçekten de bu olduğunu doğrulayan yeni bir dil ve yeni online arkadaşlar edinir. Her senaryo birbirine nasıl bu kadar benzeyebilir? Sanki bunların hepsini tek bir el yapıyor gibi.

Yetişkinler internetten elde edilen bilgilerin genellikle yanlış ve önyargılı olduğunun farkındayken, gençler sosyal bulaşmalara karşı savunmasızdır.

Yetişkinler internetten elde edilen bilgilerin genellikle yanlış ve önyargılı olduğunun farkındadır. Çocuklar internette gördüklerini eleştirel bir gözle değerlendirme konusunda daha az yeteneklidir; duygusal yeme bozuklukları ve kendine zarar verme davranışlarında görüldüğü gibi, aniden "moda" olan davranışların maruz kalma yoluyla yayıldığı sosyal bulaşmalara karşı daha hassastırlar. Trans gençlerdeki patlama da benzer şekilde işliyor gibi görünüyor. Çocuğumun bana gösterdiği bir makalede, "trans olup olmadığımı nasıl anlarım?" sorusuna "eğer bunu okuyorsanız, trans olma ihtimaliniz çok yüksek" yanıtı veriliyordu. Bu kibirli tavır ve baştan savma mantık çok çarpıcıdır. Ergenliğe alışmakta zorluk yaşıyor olmak, sorunun bedeninizde olduğu anlamına gelmez.

İronik bir şekilde, farklı cinsiyete bürünme istediğinin tüm cinsiyet disforilerinin nedeni olarak kabul edilmesi ve cinsiyet değiştirmenin çözüm olarak görülmesi, sorunu daha da kronik hale getirmektedir. Bir kişinin, karşı cinsiyete daha çok benzemek için bedenini değiştirecek ciddi tıbbi adımlar atarak refah ve özgünlük duygusunu geliştiremeyeceği çok açıktır. 

Bir ebeveyn ve bir hekim olarak bildiklerimle başlamak zorundayım. İlk olarak, zarar vermeyin. Bu etiğin ilk kuralıdır. Buna herkes uymak zorundadır. Cinsiyet disforisinin ergenlik döneminde yaygın olduğu ve çoğu durumda kendiliğinden düzeldiği göz önüne alındığında, bu rahatsızlığı hafifletmek için hemen transseksüelliği teşvik etmek dışında yollar aramak akıllıca olacaktır. Tıbbi "cinsiyet değişiminin" ruhsat dışı olduğu, uzun vadede araştırılmadığı ve ciddi ve geri döndürülemez yan etkilerinin olduğu göz önüne alındığında, bir çocuğu bu yola sokmak için çok temkinli bir yaklaşım benimsemek en güvenli yoldur.

İnternetteki genç trans anlatısını daha derinlemesine incelediğimde, genellikle normal ergenlik endişesi ve kafa karışıklığının altta yatan bir transseksüelikten kaynaklandığı şeklinde yorumlandığını ve tıbbi cinsiyet değişiminin bunun tedavisi olarak sunulduğunu görüyorum. Cinsiyet değiştirmenin ergenlik döneminin acıları için bir tedavi olduğunu söylemek, kanıt olmadan sunulan baştan çıkarıcı ve asılsız bir vaattir. Kimlik, cinsellik, bedensel değişimler ve ilişkiler gibi konularla mücadele etmek ergenlik döneminin işidir, bunlardan radikal şekillerde kurtulmaya çalışmak insan doğasına aykırıdır. Rahatsızlık ve belirsizlikle başa çıkmayı öğrenmek, sağlıklı bir yetişkin olmak için gereklidir.

Çocuğumun bu haliyle mükemmel olduğuna inanıyorum. Onun "yanlış bedende doğduğuna" inanmıyorum. Gelecekte transseksüel bir erkek olarak daha mutlu olabileceği gibi asılsız bir varsayımla hareket ederek onun sağlığını riske atmak istemiyorum. Kimlik ve cinselliği keşfetmek, endişeli ve belirsiz hissetmek ergenliğin normal yönleridir. Çocuğum internette yaşadığı zorlukların trans olmasından kaynaklandığını ve bunun çözümünün cinsiyet değiştirmek olduğunu okudu diye onun doğal gelişim sürecini bozmasına izin vermeyeceğim.

İsimler ve kimlik bilgileri değiştirilmiştir.

Kaynak: parentsofrogdkids.com

2 Kasım 2023

Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Bize Katılın!

Yeni içeriklerden haberdar olmak için e-posta bültenimize abone olun.