Genç Kızlarda Cinsiyet Değiştirme ve Pişmanlık: Psikoterapötik Vaka Çalışması - 2

Doktorların hastalara her zaman istediklerini (ya da istediklerini düşündüklerini) vermesi, uyuşturucu krizlerinde gördüğümüz gibi felaket sonuçlara neden olabilir. Cinsiyet disforisi (cinsiyet hoşnutsuzluğu) olan gençlerin tıbbi tedavisinin de benzer bir yol izlemesi riski vardır. Uygulayıcıların hastalarını ruhsal bunalımdan korumak istemeleri anlaşılırdır. Ancak sadece hastanın kendi beyanını temel alan hızlı müdahalelerin uzun vadede trajik sonuçları olabilir.
Kendilerini bir zamanlar trans olarak gören ancak şu anda esas cinsiyetine dönen veya translıktan vazgeçen kişilerin sayısı giderek artmaktadır. Durumlarına bağlı olarak, bu bireyler çeşitli şekillerde desister veya detrans olarak biliniyor ve bunlardan kendilerinde yeterli gücü bulabilenler, kliniklerde yeterli değerlendirme yapılmadan cinsiyet değiştirme isteklerini onaylayan tıp uzmanlarından hesap sorulmasını istiyor. Giderek artan sayıda kişi sosyal medyada ve konferanslarda konuşarak, ergenlik engelleyiciler ve karşı cinsiyet hormonları gibi tıbbi tedavileri reçetelemeden ve onları transseksüel ameliyatlarına yönlendirmeden önce psikolojik sorunlarını değerlendirmeyen ruh sağlığı hizmetleri tarafından hayal kırıklığına uğratıldıklarını dile getiriyor. Başlangıçta trans topluluğu tarafından hoş karşılandıklarını ve cesaretlendirildiklerini hisseden bu bireyler, cinsiyet değiştirmekle ilgili şüphelerini veya sorularını ifade etmeye başladıklarında aynı gruplar tarafından dışlandıklarını anlatıyor.
Aşağıda, her ikisi de Londra merkezli psikoterapistler olan Susan Evans ve Marcus Evans tarafından bildirilen bir vaka çalışması yer almaktadır. İsimler ve tanımlayıcı ayrıntılar, ilgili kişilerin kimliğini korumak için atlanmış, anonimleştirilmiş veya başka bir şekilde değiştirilmiştir.
Vaka Sunumu: "Emily"
Emily 22 yaşında bir kadındı ve kendisini cinsiyet değiştirmeye iten şeyin ne olduğunu anlamak istediği için bir psikoterapi seansı talep etmişti. Terapiste önceki yıllarını anlatarak başladı. Emily en büyük çocuktu; baba tarafından iki üvey erkek kardeşi, anne tarafından ise dört üvey erkek kardeşi ve bir üvey kız kardeşi vardı. Babası o çok küçükken evi terk etmişti ve aşırı içki içen annesi Emily'nin üvey kardeşlerinin babalarıyla fırtınalı ilişkiler yaşamıştı. Emily, annesinin küçük çocukları büyütmesine yardım etmişti, bu da onun hızla büyümesini gerektirmişti.
Aile, genellikle kira ödeme sorunları veya eski eşler ve komşularla yaşanan tartışmalar nedeniyle sık sık taşınmıştı. Bunun sonucunda Emily birçok farklı okula gitmiş, bu da akademik çalışmalarını etkilemiş ve yeni akran gruplarına uyum sağlamada sorunlar yaşamasına neden olmuştu. Büyükannesi Emily'nin hayatındaki tek istikrarlı figürdü ve zaman zaman Emily onunla kalıyor, ailesiyle kalmaktan ziyade bunu daha çok tercih ettiğini söylüyordu. Ancak annesinin çocuk bakımına yardımcı olması için Emily'ye ihtiyacı vardı, bu nedenle sürekli olarak büyükannesinin yanında kalamıyordu.
Emily, okulda kendisinden daha güzel ve zeki olduğunu düşündüğü kızlar tarafından dışlandığını hissediyordu. Erkekler de oyunlarına katılmasına izin vermiyordu. Yaklaşık dokuz yaşındayken okulu reddettiği bir dönemden geçtiğini ve kendini çok kötü ve yalnız hissettiğini hatırlıyor. Bu süre zarfında ev koşullarına ilişkin bir değerlendirme yapılmış ve sosyal hizmetler kaydına alınmıştı. Sosyal hizmetlere, en sonki üvey babasının kimse bakmıyorken kendisine uygunsuz bir şekilde dokunduğunu hiç söylemedi. Durumu, o etraftayken ortalıkta görünmemeye çalışarak idare etti.

Emily mutsuz ve intihara meyilli hissettiğini ve aile doktorunun ona antidepresan yazdığını hatırlıyor. Bu süre zarfında internette çok zaman geçirmiş ve insanların trans olmak hakkında blog yazdığı birkaç web sitesi bulmuş. Bu siteler, onu cinsiyet değiştiren kadınların yolculuklarının videolarını izlemeye yöneltmiş ve Emily kendisinin de "onlardan biri" olduğuna inanmaya başlamış. Emily, kadından erkeğe geçişle ilgili bir makaleyi annesine göstermiş ve annesi de ona göğüslerini aldırmak isteyip istemediğini sormuş. Emily başlangıçta istemediğini düşünmüş, çünkü onlardan şikayeti yokmuş ancak daha sonra bunun iyi bir fikir olabileceğini düşünmüş. Buna gerekçe olarak da gelecekte çocuk sahibi olmak istemediğini ve dolayısıyla göğüslere ihtiyacı olmayacağını düşündüğünü hatırladığını söylüyor.
Emily, diğer çevrimiçi arkadaşlarına ve onların "trans olma" tanımlarına daha fazla uyum sağlamak için kendine vücudunu gerçekten sevmediğini söylemeye başladığını ifade ediyor. Özellikle cinsiyet disforisi hissetmemesine rağmen, Emily göğüsleri için bir göğüs bağlayıcı takmaya başlamış ve sonunda bağlayıcı olmadan evden çıkmayacak aşamaya gelmiş. Bunu son derece rahatsız edici buluyormuş ancak acıya dayanabilmenin neredeyse iyi bir şey olduğunu, sanki bir tür başarı gibi hissettirdiğini hatırlayabildiğini söylüyor.
Emily zamanla internet sohbet odalarında giderek daha fazla saat geçirmiş ve burada cinsiyet değiştirme sürecine devam etmeye ikna olduğunu hissetmiş. 16 yaşındayken aile doktorundan kendisini cinsiyet kliniğine yönlendirmesini istemiş. Sevk edildikten sonra, klinik personelini cinsiyet değiştirmek istediğine ikna etmiş. 17 yaşında erkeklik hormonlarına başlamış.
Emily, neden cinsiyet değiştirmek istediği ya da bunun uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracağı gibi düşüncelerle pek ilgilenmediğini söylüyor. Kliniğe kendinden nefret ettiğini söylemiş. Rüyadaymış gibi yaşadığını, cinsiyet değiştirdiğinde kendisini çok daha iyi hissedeceğine inanması için onu cesaretlendiren trans arkadaşları tarafından desteklendiğini anlatıyor. Hiçbir aşamada kimse ona biyolojik olarak erkek olamayacağını anlatmamış:
"Kendimden nefret etmemin ve bir kadın olarak kendime olan güvensizliğimin çözümünün gelecekte cinsiyet değiştirdiğimde tedavi edileceğini hayal ettiğim bir ruh hali içindeydim. Süreçteki herhangi bir engel veya gecikme bende muazzam bir hayal kırıklığı ve kaygı yaratıyordu. Sanki insanlar beni kasıtlı olarak mutsuz ediyor ve bana yardım etmeyi reddediyorlarmış gibi hissediyordum. Ne zaman kendimi mutsuz, depresif ya da endişeli hissetsem, bunun cinsiyet değiştirme sürecinde yeterince ilerlemememden kaynaklandığını ve bir sonraki aşamaya geçmem gerektiğini düşünürdüm. Görünüşümle ilgili şüphelerim vardı ve insanların beni nasıl gördükleriyle meşguldüm. Başka bir şey düşünmek çok zordu. Sanki tüm hayatım erkek olarak görülüp görülmediğime dair bir endişe tarafından ele geçirilmiş gibiydi. Tamamen kendi içime kapanmıştım.
20 yaşıma geldiğimde, sürekli olarak karşı cinsiyet hormonları alıyordum ve sürekli olarak bunun bir şekilde öğrenileceğinden veya ifşa edileceğimden endişe ediyordum. "T" (testosteron) enjeksiyonlarının vücudumdaki değişiklikleri devam ettirmek için hormonlara ihtiyacım olduğunu hatırlattığını fark ettim ancak asla bir erkek olduğumdan emin olamayacaktım. Ayrıca hiçbir zaman gerçekten bir erkek olamayacağımı da fark ettim. Gülünç bir şekilde, sanırım kendimi biyolojimi değiştirebileceğime ikna etmiştim.
Böylesine aptalca bir fikri bu kadar uzun süre sürdürdüğüm için utanç duydum. Bu beni aptal gibi hissettirdi ve depresyona girdim. Sonunda, hayatımın geri kalanını bir rol oynayarak ve sürekli bir sahtekar gibi hissederek geçirmek istemediğime karar verdim. İşte o zaman süreci sonlandırmaya karar verdim. Bu kararı verdikten sonra, utanç ve endişe duygularımın üstesinden geldim ve annemden ve ardından aile doktorumdan [biyolojik cinsiyetime] geri dönmeme yardım etmelerini istedim."

Vaka Tartışması
Emily, üvey kardeşlerinin bakımında annesine destek olan "ebeveynleştirilmiş" bir çocuk rolünü oynadığı kaotik bir aileyi tarif ediyor. Diğer kızlarla boy ölçüşemeyeceğini hissediyordu. Bu hisleri, iyi bir nesneyi [kişinin hayatındaki önemli bir figürün içsel temsilini anlatan Freudyen bir terim] içselleştirmede yaşadığı sorunlarla ilgili olabilirdi. Emily'nin annesi yetişkin ilişkilerinin fırtınalı doğası tarafından meşgul edilmişti ve bu da kızıyla bağ kurma kapasitesini etkilemiş olabilirdi. Bu da Emily'nin akranlarına karşı gelecekteki güvenini etkileyebilirdi.
Erken çocukluk dönemi travmaları ile daha sonraki psikolojik veya ilişkisel zorluklar arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ancak araştırmalar, erken dönem travmalarının, benlik ve dış dünyadaki ilişkilerle ilgili olarak süregelen sorunlara neden olan bir faktör olduğunu göstermektedir. Emily'nin çocukluğuna dair anlattıkları, oldukça yoksun, mutsuz, kendine güvensiz ve içsel olarak iyi bir benlik algısına sahip olmayan küçük bir kızı resmediyordu.
Cinsiyet değiştirme fikri, içindeki mutsuz, kabul edilemez küçük kızdan kurtulma ve onun yerine daha mutlu bir "erkek" benlik koyma fırsatını temsil ediyor olabilir. Ayrıca, muhtemelen kendi annesinden ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiyi göremediği için kızgınlık duymuştur. Göğüslerini aldırmayı düşündüğünde, bu ona belki de annelik duygularını temsil eden bir şeyden kurtulmak gibi gelmiştir. Kendisini bu kadar mahrum hissetmişken, hem emzirmeye hem de sevgi dolu bakıma ihtiyaç duyacak başka çocukların annesi olabileceğini hayal etmek onun için zordur.
Aynı şekilde, annesinin ilgisini çalan üvey kardeşlerine bakmak zorunda kalmasına içerlemiş ve belki de kendisini başka bir çocuğa cömertçe annelik edebilecek bir yetişkin olarak hayal edememiştir. İstenmeme ve reddedilme gibi acı verici duygulara maruz bıraktığını hissettiği kadınsı rolden uzaklaşmak istemesini anlayabiliriz. Emily ayrıca okulda da bir kadın olarak çekiciliği ya da okul ödevleri açısından "sınıfta kaldığını" hissediyor gibi görünüyor.
Cinsiyet değiştirme sürecine olan inancının çöküşü, Emily'nin cinsiyetini gerçekten değiştirebileceğine dair hayali bir çözüm tarafından baştan çıkarıldığını fark etmesiyle meydana geliyor. "Cinsiyet değiştirmek" zorunda kalmanın sürekli zulmü (hormon enjeksiyonu mecburiyeti), zihninin bir yerlerinde erkek olmadığını hatırlatıyor.
Erkek olarak "görülmek", cinsiyet değiştirebileceği yanılsamasının geçici olarak sürdürülmesini sağlıyor. Başkalarının kendisine yönelik tepkilerini ölçme şeklinin yorucu doğası ile başkaları ve kendisi tarafından nasıl algılandığına dair kendi şüpheleri ve kuşkuları, sonunda bir çöküşe yol açıyor.

Sonuç
Cinsiyet değiştirmekten pişman olan ve kendi cinsiyetine dönenler genellikle zihinlerindeki şüphelerin farkında olduklarını ancak bunları görmezden geldiklerini ve cinsiyet değişimine devam ettiklerini bildirmektedir. Bu bir tür zihinsel çifte muhasebeyi içerir, çünkü bir yandan cinsiyet değiştirmek için bastırırken diğer yandan yolun sonunu sorgularlar.
Cinsiyet değiştirme arzusunun genellikle kişiyi iç ve/veya dış travmatik deneyimlerle ilgili psişik acıdan uzaklaştırma çabasıyla bağlantılı olduğunu gözlemledik. Bu travmalar ve etkileri, gencin hayatındaki daha yeni gelişimsel çatışmalar veya olaylar tarafından yeniden uyandırılabilir. Çocuk, benliğinin istenmeyen yönlerini kendi bedenine yansıtarak altta yatan kırılganlığını kontrol etmeye çalışır ve bu da bedeni değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak sunar. Cinsiyet geçmişlerinin bu noktasında çoğu genç, belirtilerinin psikolojik yönlerini keşfetme girişimlerine şiddetle direnecektir çünkü çözümlerini sorgulayan herhangi bir yetişkinin, psikolojik refahlarına yönelik çözümlerini baltaladığını düşüneceklerdir.
Klinik deneyimlerimizde, sıklıkla benliğin nefret edilen savunmasız kısmının, benliğin psişik acının cinsiyet değiştirerek ortadan kaldırılabileceğine inanan kısmı tarafından ele geçirildiğini görüyoruz. İnanç sistemiyle ilgili sıradan şüpheler ve endişeler, somut çözümü baltaladıkları için reddedilir ve saldırıya uğrar. Ancak cinsiyet değiştirmenin heyecanı geçtiğinde, birey kendini hayal kırıklığına uğramış, sosyal, fiziksel ve psikolojik hasarla yüzleşmiş bulabilir. Bu durum, altta yatan umutsuzluk, üzüntü ve öfke duygularının yeniden ortaya çıkmasına yol açabilir; bu duygulara genellikle süreçteki kendi rollerine ilişkin suçluluk veya utanç duygusu da eklenir.
Tıbbi ve/veya cerrahi cinsiyet değiştirme müdahalelerinden sonra kendine zarar veren veya aşırı doz alan hastalar genellikle kriz halinde acil servislere başvurmaktadır. Başvurularındaki ortak tema, fiziksel tedavilerin kendilerinde psişik acıya neden olan yönlerini ortadan kaldıracağına veya çözeceğine olan inançtır. Tıbbi müdahale bu psikolojik sorunları ortadan kaldırmadığında, hayal kırıklığı ve genellikle öfke, kendilerine yönelik kızgınlık ve nefretin bedenlerinde dışa vurulmasıyla kendine zarar verme ve intihar düşüncesinin artmasına neden olur.
Cinsiyet değiştirmekten pişman olan ve kendi cinsiyetine dönenler, tıbbi müdahale talep etme motivasyonlarını yeterince değerlendirmediklerini düşündükleri psikiyatri ve tıp uzmanlarına öfke duyarlar. Geçmişte ebeveyn figürlerine yönelik şikayetler yeniden harekete geçirilebilir ve bakım görevlerinde başarısız oldukları düşünülen bu otorite figürlerine yöneltilebilir. Emily'ninki gibi vakalarda, erken dönemdeki ihmal yaşantıları tetiklenmekte ve geçmişin travmalarının günümüzde yeniden canlandığı hissinin oluşmasına neden olmaktadır.
Diğer bir psikoterapötik vaka çalışmasını ele alan yazının ilk bölümünü okumak için tıklayın.
Kaynak: quillette.com
14 Mayıs 2024
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK İÇERİKLER
Bize Katılın!
Yeni içeriklerden haberdar olmak için e-posta bültenimize abone olun.
Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
Yorumlar (2)
Bu durumda olan kim bilir daha kaç çocuk var
Çocukluk insan yaşamında önemli bir evre ve aynı zamanda en savunmasız olduğumuz dönem :(